Mutaffifîn Suresi Türkçe Meali
Web Taraycınız bu özelliği desteklemiyor
Mutaffifîn 2 (Mealleri Karşılaştır):
Ellezîne izektâlû alen nâsi yestevfûn(yestevfûne).
اَلَّذ۪ينَ اِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَۘ
Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
Mutaffifîn 3 (Mealleri Karşılaştır):
Ve izâ kâlûhum ev vezenûhum yuhsirûn(yuhsirûne).
وَاِذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَۜ
Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.
Mutaffifîn 4 (Mealleri Karşılaştır):
Elâ yezunnu ulâike ennehum meb´ûsûn(meb´ûsûne).
اَلَا يَظُنُّ اُو۬لٰٓئِكَ اَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَۙ
(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Mutaffifîn 5 (Mealleri Karşılaştır):
Li yevmin azîm(azîmin).
(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Mutaffifîn 6 (Mealleri Karşılaştır):
Yevme yekûmun nâsu li rabbil âlemîn(âlemîne).
يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ
(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Mutaffifîn 7 (Mealleri Karşılaştır):
Kellâ inne kitâbel fuccâri le fî siccîn(siccînin).
كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ
Hayır, günahkârların yazısı, muhakkak “Siccîn”dedir.
Mutaffifîn 10 (Mealleri Karşılaştır):
Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ
(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline!
Mutaffifîn 11 (Mealleri Karşılaştır):
Ellezîne yukezzibûne bi yevmiddîn(yevmiddîni).
اَلَّذ۪ينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۜ
(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline!
Mutaffifîn 12 (Mealleri Karşılaştır):
Ve mâ yukezzıbu bihî illâ kullu mu’tedin esîm(esîmin).
وَمَا يُكَذِّبُ بِه۪ٓ اِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ
Onu, ancak her azgın, günahkâr kimse inkâr eder.
Mutaffifîn 13 (Mealleri Karşılaştır):
İzâ tutlâ aleyhi âyâtunâ kâle esâtîrul evvelîn(evvelîne).
اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَۜ
Ona âyetlerimiz okununca, “Eskilerin masalları” der.
Mutaffifîn 14 (Mealleri Karşılaştır):
Kellâ bel râne alâ kulûbihim mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
كَلَّا بَلْ۔ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.
Mutaffifîn 15 (Mealleri Karşılaştır):
Kellâ innehum an rabbihim yevmeizin le mahcûbûn(mahcûbûne).
كَلَّٓا اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَۜ
Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.
Mutaffifîn 17 (Mealleri Karşılaştır):
Summe yukâlu hâzellezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).
ثُمَّ يُقَالُ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۜ
Sonra da onlara, “Yalanlamakta olduğunuz işte budur” denecektir.
Mutaffifîn 18 (Mealleri Karşılaştır):
Kellâ inne kitâbel ebrâri lefî illiyyîn(illiyyîne).
كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ
Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı “İlliyyûn”dadır.
Mutaffifîn 26 (Mealleri Karşılaştır):
Hitâmuhu misk(miskun). ve fî zâlike fel yetenâfesil mutenâfisûn(mutenâfisûne).
خِتَامُهُ مِسْكٌۜ وَف۪ي ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَۜ
Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Mutaffifîn 29 (Mealleri Karşılaştır):
İnnellezîne ecremû kânû minellezîne âmenû yadhakûn(yadhakûne).
اِنَّ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
Mutaffifîn 30 (Mealleri Karşılaştır):
Ve iza merrû bihim yetegâmezûne.
وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَۘ
Mü’minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.
Mutaffifîn 31 (Mealleri Karşılaştır):
Ve izenkalebû ilâ ehlihimunkalebû fekihîn(fekihîne).
وَاِذَا انْقَلَبُٓوا اِلٰٓى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِه۪ينَۘ
Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.
Mutaffifîn 32 (Mealleri Karşılaştır):
Ve izâ reevhum kâlû inne hâulâi ledâllûn(ledâllûne).
وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُٓوا اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَضَٓالُّونَۙ
Mü’minleri gördükleri vakit, “Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir” diyorlardı.
Mutaffifîn 33 (Mealleri Karşılaştır):
Ve mâ ursilû aleyhim hâfızîn(hâfızîne).
وَمَٓا اُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظ۪ينَۜ
Hâlbuki onlar, mü’minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
Mutaffifîn 34 (Mealleri Karşılaştır):
Felyevmellezîne âmenû minel kuffârı yadhakûn(yadhakûne).
فَالْيَوْمَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَۙ
İşte bugün de mü’minler kâfirlere gülerler.
Mutaffifîn 36 (Mealleri Karşılaştır):
Hel suvvibel kuffâru mâ kânû yef’alûn(yef’alûne).
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?